Güneş olcam ben
Sonraki hayatımda güneş olmak istiyorum. Bu yaşamımda öğrendik bir şeyler işte ya...
Sonraki hayatımda güneş olmak istiyorum. Bu yaşamımda öğrendik bir şeyler işte ya... Olabildiğince parla, yazın şiddetlen, insanların yüzünde çil yap; arada manyetik dalgalar yolla, elektroniklerini boz, canlarını sık. Seni göremediklerinde mutsuz, gördüklerinde ise mutlu olsunlar. Bu kadar basit.
Bu yüzden terk edildim. Bunu söylediğim için şirke düşmüşüm... “Bu ne sığır bakış açısı!” diyemediğim için, “Birtanem, bu ne sığ bakış açısı?” dedim. “Saygı duy, bu benim inancım sayın a... koduğum!” diyemediğim için, “Sevgilim, hoşgörün nerede?” dedim.
Zaten aşamadığım ama belki bir gayretle “hoop” diye aşabilirim dediğim duvarları vardı, kabul; ama şimdi o duvarlara dikenli teller çekmişti.
“Nuh’un gemisinde kara bulunsun diye salınan kuşlar bile döndü, sen de dön.” dedim. Dönmedi.
“Yusuf kuyudayken onu da geldi develeriyle birileri kurtardı; bak, sen beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın, dön.” dedim. Yok.
“İsa çarmıhtayken insanlar önünde diz çöküp ‘Mea Culpa’ dediler.” Ben de bir sürü mesaj attım; “Benim hatam, dön artık.” dedim. I-ıh.
Sadece bu da değil.
İşte, bu dünyada yaşıyorum cehennemi. “Bak, ayrıldık diye göğsümün ortasında içim yanıyor, anılar zebani gibi başımda bekliyor; bir çeşit cehennemdeyim işte insafsız, dön!” dedim.
Verdiği kararı katmerlemişim, güya “doğru yol”daymış.
Tak etti canıma. Sonunda laiklik yine kazandı ve duygularım ile mantığımı birbirinden ayırdım.
Canım, sen sırf şu hayatta sorumluluk almamak için kader ve kazaya inanan bir insansın; ne doğrusu, ne yolu? “Doğru Yol”, geride kalmış bir siyasi parti sadece... “Kürsü çöküyor!” diye bağırmışsın sen ama ben onu slogan sanmışım, alkış tutmuşum gibi bir ilişki olmuş sadece... Darbeye alkış tutmuşum bir yerde.
Bu kadar çaya banılmış gibi “pötibörleşmeye” gerek yok. “Yeter eğilip büküldüğüm.” deyip kendi köşeme çekildim.
Günah-sevap çatışmalarında ona, öz saygı-değer çatışmalarım için de kendime başarılar diliyorum.
Geçen beraber başlayıp bitiremediğimiz dizide dediği gibi: “Ben fırtınalı denizdeki bir geminin içindeyim, sense güvenilir limanda.”
Artık..
.



Yazıların cok ozgun ya bayiliyorum abla 💜
Belli ki ışığı ışığının yanında sönük kalmış.